17 Aralık 2012 Pazartesi

Sare Bebek 2 Aylık


Küçük minnak kızım Sare aramıza katılalı yaklaşık 2 ay oldu. Size bu kadar sürenin mini bir özetini geçicem ama şöyle söyleyeyim bir doğuma gittiğim günün sabahını, bir doğum anını ve bir de eve geldiğimiz günü hatırlıyorum. Ondan sonrası nasıl bu kadar çabuk geçti inanılmaz. Herkes derdi çok çabuk geçiyor zaman diye ve kesinlikle haklılarmış...
Evdeki günler çok rutin geçiyor, geceleri vampir gibi ayaklanan kızım gündüzleri bol bol uyuyor ve ne kadar uğraşsam da bu düzeni şu an değiştiremiyorum. En azından gündüzleri gezmeme ve işlerimi yapmama izin veriyor, sanırım bu da bir şey:)

Yaşananları Başlıklar Altında Özet Geçersem;

Epiduralli Sezaryen ile Doğum: 9 ayın sonuna yaklaşıldığında hemen hemen her annenin doğum konusunda bir fikri oluşmuş olur. Ben normal doğuma çok uzak değildim ama zamanı belli olmayan sancılar, hastanede uzun uzun beklemeler, doğuma hazırlıksız yakalanmak vs... sebebiyle epiduralli sezaryen bana daha sıcak geliyordu. Zaten geçen sene geçirdiğim apandist ameliyatı sonrası canımın çok tatlı olmadığını da test etmiştim:) Böylece 20 Ekim'de Acıbadem Hastanesi'nde ameliyata alındım. Hastaneye saat 6 buçuk civarı gittik, önce serumla bir ilaç verdiler. Sonrasında hızla üstümü çıkarıp hastane giysilerimi giydirdiler ve sedyeyle odadan çıkardılar. Herkes kapıda heyecanla bekliyordu ve bana ağlamaya hazır gözlerle bakıyorlardı. Arkadaşlarım, ailem, tüm sevdiklerim...Ama bende nedense fazla abartı bir cesaret vardı, bir an önce bebeğime kavuşayım da hemen odama geleyim telaşındaydım...Ameliyathane benim beklediğim kocaman gri renkli çok soğuk geniş bir yer değildi, aksine bembeyaz ve küçük bir odaydı. İçeride bir sürü insan vardı. Kim ne iş yapar, benden ne yapmamı isteyecekler, nasıl olacak hiç anlamamıştım. O ara tansiyonumu ölçtüler ve çok sakin olduğumu düşünüyorken tansiyonum 14'e 8 civarı çıktı. Demek ki çok da cool değilmişim:)) Ardından birkaç gün önce tanıştığım anestezi uzmanımız Dr. Kutay Çolakoğlu  geldi. ((Boş övgülerden hoşlanmam ama bu adam hayatımdan gördüğüm, tanıştığım en mükemmel doktorlardan biri...Normalde yapmak zorunda olmadığı halde doğumun başlangıcından eşim gelene kadar elimi tuttu, saçımı okşadı. Öyle babacan bir adamdı ki eşimde ameliyathaneye girdiğinde ikimizin elini birbirine kenetledi ve heyecandan ölen eşimi sakinleştirdi. Bebeğimiz doğduğunda ise birkaç saniyelik zaman diliminde bana gösterip sonra elimizden alan hemşireyi fırçalayıp bebeğimi yanımıza verdirdi...Bir daha ne zaman karşılaşırız bilmiyorum ama bu kadar iyi bir doktor ve ondan önce çok iyi bir insan olduğu için ona teşekkür ederim...)))
Daha sonra Kutay bey cenin pozisyonu almamı istedi ve epidural iğnesini omuriliğime enjekte etti. Bir çoğunuzun içi şu an cızz etmiş olabilir ama inanın o sıra bana sinek ısırığı gibi geldi, iğneyi çıkartırlarken hafif bir ağrı hissettim o kadar. Ardından yavaş yavaş ayak parmaklarınızdan yukarıya doğru bir ısınma ve hissizlik hissetmeye başlıyorsunuz. Tam anlamıyla etki ettiğine karar verildikten sonra doktorum Ali Kumru ve ekibi içeri girdi. Zaten Ali Bey'i görünce velisini görmüş çocuk gibi el çırpasım geldi...Ardından belden aşağıma perde çekildi ve beş dakika sonra eşimi içeri alıp yanıma oturttular. Ben meraklı Melahat aşağıda neler oluyor acaba görebilir miyim diye bakmaya çabalıyorken anestezi uzmanımız eşime ''şimdi bebeği çıkaracaklar, kaydedin'' diye telefonunu oradaki hemşirelerden birine verdirdi. Demesiyle birlikte birden aşağı taraftan tüm vücudu bembeyaz sıvıyla kaplanmış, kafası aşağıda, tombalak ve ağlayan birşey çıktı. Cool olmaya çalışan ben o sırada öyle bir kopmuşum ki hıçkıra hıçkıra ağlıyorum..Gözyaşlarımdan bebeğimi göremiyorum, silmek istiyorum ama heyecandan ellerim sanki bir güllenin altından kalmışcasına hareket edemiyor. Bebeğimi tutmak istiyorum, onu hissetmek kokusunu duyabilmek, ben senin annenim diyebilmek istiyorum...Tek diyebildiğim ''Ne kadar beyazsın, ne kadar güzelsin''.
Birkaç saniyeliğine bana gösterdikten sonra bakımını yapmak üzere yandaki tezgaha yatırdılar ama ben sanki ondan ayrı kalmamalıyım gibi hemen yanıma gelsin istiyorum. Eşimle bu sefer sanki ağıt yakarcasına bir avazdan ağlıyoruz... Bütün odada benim sesim yankılanıyor. ''Benim bebeğim çok güzel, ne kadar güzel değil mi?''...
Daha sonra kızımın o güzel yanağını benim yanağıma değdiriyorlar, hayatımda bu kadar yumuşak ve mükemmel bir tene değmedim diye düşünüyorum.  Yanaklarımdan gözyaşları süzülüyor ve muhtemelen kızımın yüzünde bir yere akıyor gidiyor....
Doğum fotoğrafçımız da içeride bizi görüntülemeye çalışırken ben içimden kıza saydırıyorum; ''önümde durma, kızımla başbaşa olmak istiyorum'' diye.. Ama mecbur anısı kalmalı ya söylediği şekilde ona doğru bakıyorum. Ama benim poz hiç değişmiyor; gözlerim sürekli yaşlı durmaksızın ağlıyorum....
Bebeği alıp banyo için dışarı çıkarırlarken eşim de yanımda ayrıldı. O da benim gibi hem içeride hem dışarıda non-stop ağlamış...Bense herkes dışarıda beni bekliyor, en önemlisi kızım bekliyor diye Ali bey bir an önce dikişlerimi halletse de çıksam gitsem telaşındayım... Daha sonra işlemler bitti ve beni odaya çıkardılar...Epiduralli ameliyatımın hikayesi kısaca bu kadar. Ameliyat yerimin acısını sadece 4-5 gün yaşadım; ilk 2 gün acılar zirvedeyken sonraki birkaç gün çok daha azaldı...Doktorumun hastaneden ayrılırken verdiği ve özellikle kullanmamı söylediği ağrı kesiciyi bile kullanmak istemedim...

Göğüs Yaraları: Sezaryen sonrası benim de sütüm maalesef geç geldi. Hastanede   gelebilmesi için çok uğraştım. Hatta kendi pompalarıyla denedim ama yok olmadı, bir iki gece, az da olsa mama takviyesi yapıldı. Eve geldikten sonra yaklaşık birkaç gün yine sütüm çok fazla gelmedi ve kızım açlıktan uyuyamadı, ağladı ağladı... Ancak çok şükür sonrasında her şey yoluna girdi. Ama bu seferde göğüslerin yaralanması çıktı ortaya. Arkadaşlar, benim kendi şahsi kanaatim ne kadar bir iki ay önceden göğüs kremleri kullanırsanız kullanın -ki ben 2 ay önce e vitamini ve Lansinoh kullandım- hiçbir faydası olmuyor. Eğer bebeğiniz emmeyi düzgün yapamıyorsa ve siz de sütünüz gelmediği için hırsla emzirmeye çalışıyorsanız maalesef göğüsleriniz haşat oluyor. Ben ki dirayetliyimdir neredeyse bir hafta süresince her emzirdiğimde elimin üst tarafını ağzıma bastırıp hıçkırıklarım bebeğimi ve evdekileri uyandırmasın diye o şekilde ağlıyordum. Sanki hiç geçmeyecekmiş, hayat boyu bu ağrıyı çekecekmişim gibi hissettim. Herkes bir şey önerdi ve ben o kadar çaresizdim ki hiç ikiletmeden hepsini tek tek denedim. Bence bu konuda kesin çözüm; zaman... Birkaç hafta içinde azabım sona erdi ve her şey yoluna girdi.

Gaz Problemi: Bebeklerin gaz sorunu neredeyse bebeklerin doğum paketiyle beraber geliyor. Kiminle konuşsam benimkisi de çok gazlı bir bebekti diye cümlesine başlıyor. E iyi de ne yapmak lazım bu konuda? Yine her konuda olduğu gibi herkesin mutlaka bir tavsiyesi var. Kimi diyor ki; sen üşütme ki o da üşütmesin, soğuk su içme ki ona etki etmesin, gaz yapıcı şeyler yeme ki gazın ona geçmesin, bebeğin ayaklarını ve karnını çok iyi sar ki gazı artmasın, kimyonlu su yap, rezene çayı iç gazın gitsin,  vs. vs... Peki kardeşim hepsini yaptım diyelim yine gazı varsa ne olacak? Bu soruya kimsenin yanıtı yok maalesef. Ben hepsini sırf insanların ağzı kapansın diye uyguladım. Ve bebeğim yine gazlı yine gazlı... Bu kadarcık bebekten bu potansiyel nasıl çıkıyor anlamıyorum ama bu bazı bebeklerin doğuştan gelen bir özelliği sanırım ve ne yapsan olmuyor.

Gaz için çeşitli ilaçlar da denedim. Sab Simplex, Biogaia, Babix-Zen vs. gibi..Şu anda sadece Biogaia ve Babix'i kullanıyorum. Biogaia'yı özellikle akşama doğru veriyorum ve sanırım biraz daha faydasını gördüm. Sab ise ilk ay herkesten çok etkili oldu gibi yorumlar duyduğum için sürekli kullandığım bir ilaçtı ama bir haftadır vermemeyi denedim ve gazında hiçbir gerileme yada ilerleme olmadı. Şimdi Türkiye'de olmayan ama sihirli kabul edilen bir ilaç duyduk Sare'nin Amerika'ya giden dedesine sipariş ettik. Eğer sonuç hakikaten mucizevi ise mutlaka paylaşırım....Şu anda gaz için uyguladıklarım; her emzirme sonrası mutlaka gazını çıkartmaya çalışmak, yüz üstü yatırmak, ara sıra ütülediğim sıcak havluları karnına koymak... Onun dışında yediklerime öyle abartı dikkat etmiyorum, çünkü bunun kesinlikle bir etkisi olacağına inanmıyorum. Doktorumun dediği ''senin yediklerin senin bağırsaklarına etki der, sütüne geçmez. Sadece baharatlı vs. tarzı şeylerin aroması, alkol, antibiyotik, sigara sütüne etki eder...'' Açıkçası ben yine vicdan azabı duymamak adına özellikle bir hafta hep yediklerime içtiklerime dikkat ettim, notlar aldım. Ama gaz konusunda değişiklik olmadı. Şimdi canım ne isterse yiyorum, içiyorum. Bazı geceler kuzu gibi uysal ve sessizken, bazı geceler o güzelim prenses oluyor bir Chucky'nin gelini.. Yapacak bir şey yok, gülü seven dikenine katlanır...

Emzirme sorunsalı: Emzirme düzenini anlamak ve buna alışmak çoklu denklem çözmekten bile daha zor arkadaş. Kimi diyor ki ben bebeğim her ağladığında emzirdim, kimisi de saat tutup emzirdim...Doktorumun dediği de 3 saatte bir her göğüste 13'er dakika tutmak.. Ve ben hepsini denedim tabii ki. Ama şu anda her 2-3 saatte bir bebeğimin ne kadar isterse o kadar emziriyorum, yani kendi içgüdülerime göre...Çünkü herkesin sütünün gelme miktarı farklı, bebeğinin emme durumu, isteği farklı.. Özellikle son süt olayından dolayı bebeğin o göğsü tam bitirdiğinden emin olmadıkça diğerine geçmiyorum.Ya da bir sonraki emzirmede yine ondan başlıyorum.

Mahalle Baskısı ve Düşük Çeneler: Hamileyken çevrenizdeki insanların şunu yap bunu yapma'larını zaten çok duymuşsunuzdur. Doğum sonrası bu yorumlar dört katına çıkıyor ve kime selam verseniz herkes pedagog, çocuk doktoru, psikolog, beslenme uzmanı vs. kesiliyor başınıza. Hepsi de farklı şeyleri savunmasına rağmen hep en doğruyu bildiklerini düşünüyorlar... Normalde yorumlara kafa tutan ve cevap veren biri değilimdir, en ahmakça söylemlere bile kafa sallayıp ''tabii, doğrudur'' derim. Ama sizinki de kafa yani saksı değil, doldukça doluyor ve tahammül sınırınız kalmıyor. Geçenlerde eczaneye bebeğime gaz ilacı almaya gittiğimde bir teyze hemen ''sen kendini üşüttün kesin ondan gazlıdır, böyle çıplak gezme'' diyiverince kadına sanki kan davalımmış da öldürecekmişim gibi bakmışım. Açıkçası insanlar bir yararı olur diye iyi niyetle bu tarz yorumları yapıyor biliyorum ama bu dönemlerde yoruma açık bir hali kalmıyor ki annelerin. Zaten yorucu bir dönem, bebeğinize en güzeli yapabilmek için çabalıyorsunuz, insanların sizi yetersiz görmesi ya da boş boş konuşup, eski adetleri ''biz şöyle yapardık böyle yapardık'' diye söylemesi sinir bozucu. Ben çevremdeki benim gibi yeni annelere ya da hamilelere içlerinden geldiği gibi davranması gerektiğini söylüyorum. Bu kadar doğru içinde en doğrusu sizin içinizden gelen olmalı...İnternetin, kitabın, eğitimin olmadığı uzak yerlerde de anneler bebeklerini büyütüyorlar, elbette bilginin zararı olmaz ama fazla bilgi kirliliğinde kimseye yararının olacağını düşünmüyorum. Şimdilerde boş boş konuşan insanlara ''ben gereken herşeyi fazlasıyla yapıyorum, teşekkürler'' diyerek kibarca susturuyorum...

Doğum Sonrası Depresyonu: Böyle bir olgunun şehir efsanesi olduğunu düşünsem de gerçekten var olabileceğini anladım. Açıkçası ilk günden itibaren depresif bir ruh haline hiç girmedim ya da bebeğime ve çevremdekilere karşı olan davranışlarımı etkileyecek bir şey yaşamadım. Ama gözyaşlarım hep hazırda akmak için bekledi durdu. Kızımın doğum videosunu her izlemeye kalktığımda şarıl şarıl ağladım. Hala izlemiş değilim zaten:) Mutluluktan ağladım, arkadaşlarım, sevdiklerim her ziyarete geldiğinde duygusallaşıp ağladım, hatta reklamlarda bile ağladım. Ama bu böyle bir süreç ve iyi ya da kötü atlatmak biraz sizin elinizde. Bebekle başa çıkmaya çıkarken yorulup bunaldığınızda destek isteyin. En kötü o uyurken bir bahaneyle markete gidin, ben evde süt bitmiş çok önemli diyip az mı firar ettim:) Sizin iyi hissetmeniz en önemlisi...



11 yorum:

Dilekce.. dedi ki...

bi solukta okudum ve bir çok konuda fikir sahibi oldum.. 6 gün sonra sezaryenle oğlumu kucağıma alacağım ve beni neler bekleyebileceği konusunda çok heyecanlıyım.. sizin doğum hikayeniz güzel btmiş, inşallah bizimki de öyle güzel olur.. Ufaktan tırsmıyor değilim.. Sare bebeğe sağlıklı mutlu günler diliyorum, sizinle birlikte.. sevgiler..

hülya yavuzer dedi ki...

Hoşgeldin Sare bebişş:)

Tebriklerr Allah güzel ömürlerr versin .Hayırlı bir evlat hayırlı bir aile de yetişir diye düşünüyorum ,ve sizinden gelen enerjide bu yönde çünkü yazdığınız bu post dan duygu yoğunluğu akıyr,sare bebişin doğum anını yazdığınız kısımda gözlerimin dolduğuunu farkedince noluyo bana dedim ,anladımki bu sizn masum enerjinizin bana geçişi:) ee bide bebek hastası biri olunca dahada heycan verdi bu yazı bana:))O yumuşak yanaklarının yanı sıraa ahh birde miss gibii kokusu vardırr melek gibii...
Hmm buaarada İnşallah minnakın gece yerine gündüz uyuma alışkanlığı normale dönerr enn kısa zamandaa:))

crocus dedi ki...

pınar hanım öncelikle bebeğinizle size bir ömür sağlık sıhhat diliyorum. Ne kadar güzel anlatmışsınız doğumunuzu hemde her detayına kadar.benim merak ettiğim her kadının korkulu rüyası kilolar ne durumda özellikle sezeryanda kilo kalıyor diyorlar ben sizi merak ettim:) sevgiler

hülya yavuzer dedi ki...

Hoşgeldin Sare bebişş:)

Tebriklerr Allah güzel ömürlerr versin .Hayırlı bir evlat hayırlı bir aile de yetişir diye düşünüyorum ,ve sizinden gelen enerjide bu yönde çünkü yazdığınız bu post dan duygu yoğunluğu akıyr,sare bebişin doğum anını yazdığınız kısımda gözlerimin dolduğuunu farkedince noluyo bana dedim ,anladımki bu sizn masum enerjinizin bana geçişi:) ee bide bebek hastası biri olunca dahada heycan verdi bu yazı bana:))O yumuşak yanaklarının yanı sıraa ahh birde miss gibii kokusu vardırr melek gibii...
Hmm buaarada İnşallah minnakın gece yerine gündüz uyuma alışkanlığı normale dönerr enn kısa zamandaa:))

Yasasin Ben dedi ki...

Dilekçe;kusura bakma öncelikle biraz geç gördüm yorumları.Şimdiye kadar Allahın izniyle doğurmuşsundur inşallah sende:)) Keşke daha önce görseydim biraz daha gazlardım seni doğum konusunda:D Güzel haberlerini bekliorum inşallah...

Yasasin Ben dedi ki...

Hülyacım;içimden gelenleri elimden geldiğince sade tutarak anlatmaya çalıştım. Çünkü doğum-bebek süreci o kadar hisli bir durum ki anlattıkça anlatası geliyor insanın. Ama kimseyi sıkmak istemiyorum:))
Yine de beni ve duygularımı anladığın için çok sevindim.
Sare'nin uyku düzeni hala vampir yaşam standartlarına uygun:D Gece uyanık, gündüz baygın şeklinde.. Bende ona ayak uydurdum sanırım...
Tekrar güzel dileklerin ve yorumun için çok teşekkür ederim..Kocaman öpücükler

Yasasin Ben dedi ki...

Crocus; açıkçası kiloları da ayrı bir başlık halinde anlatmıştım ama yarıdan sildim. Çünkü bir yanım açık seçik anlatmak istiyor bir yanımda kilolarımdan utanıyor:D
63 kiloyla hamile kaldım ve toplamda 23 kilo alarak 86'yla kapanış yaptım:))Aman Allahım bunu dile getirdiğimde hala dehşete düşüyorum... Ama bütün suç Amerika'da bol keseden yediğim pankeklerde:)))
2 ayda hiçbir özen göstermeden 15 kilo verdim. Şu anda kış olması sebebiyle çok fazla önemsemiyorum ve sütüm kesilir endişesiyle dikkat etmiyorum yediklerime. Ama emzirmek acayip birşey, Allah her bir mekanizmamızı öyle uyumlu yaratmış ki... Benim ekstra bir çabam olmadan zaten kilolarım sanki sihirli bir dokunuşla gidiyor. Şu anda hedefim eski kilomdan da düşük bir kiloya sahip olmak ve bunu 6 aya yaydım.İnşallah hedefime ulaşıcam...
Sezeryan sonrası karın olayına gelirsek; birçok kadının korkulu rüyası... Evet karnım hayatımda hiç olmadığı kadar tombik şu an ve hala garipsiyorum. Ama bunu ben yine de özellikle sezeryana bağlamıyorum homini gırtlak yediklerime bağlıyorum..Bence inat ederek verilmeyecek kilo yok...Gelişmeleri zaten buradan yazarım mutlaka.. Biraz ayrıntılı oldu ama inşallah sorularını cevaplamışımdır..Çok öpüyorumm....

hülya yavuzer dedi ki...

Asıl ben teşekkr ederim böyle güzel duygulayı bizimle paylaştığın için:) bu arada Sare bebişinde fotolarını görmeliyiZ:)

Adsız dedi ki...

Cok guzel cok duygulu bir yazi olmus.iki evlat sahibi biri olarak anne olmanin dunyanin en guzel sey oldugunu bende soylemeliyim. Bu kadar guzel duygulara sahip bir annesi oldugu icin kiziniz cok sansli.eminim harika bir anne olmussunuzdur.ama bol fotograf isteriz.ozellikle hastane odanizi nasil suslediniz cok merak ediyorum. Problem olmazsa fikrimiz olsun diye birkac fotograf eklermisinzj.

Yasasin Ben dedi ki...

merhaba, güzel yorumlar için çok teşekkür ederim.hastane odası fotolarını zaten yayınlamayı düşünüyordum.Hatta flickr'a yükledim ancak bir türlü zaman bulamadım.En kısa zamanda mutlaka yüklicem.Herkese bir fikir olması açısından ve arkadaşımın bu kadar değerli ve titiz çalışmalarının herkes tarafından görülmesi açısından burada olmalı diye düşünüyorum. sevgiler

Ayshe Rose dedi ki...

biraz gec oldu sanirim ama yeni kesfettim blogunu. hayirli olsun bebek :)

takipcin oldum ben de beklerim bloguma

sevgiler
http://www.stylishtimes.net/

Blog Widget by LinkWithin