19 Ocak 2012 Perşembe

Günübirlik Hatay-Antakya Turu

Bir kaç hafta önce annem ve sarı şekerim Ruşen'le buluştuğumuzda söz yine gezmelere geldi. Geçen sene üçümüz Dubai'deydik ve yine birlikte vakit geçirebileceğimiz bir şeyler yapmaya karar verdik. Ama Ruşen çok yoğun çalışan bir psikolog olduğu için sadece günübirlik bir kaçamak yapalım dedik ve üçümüzün de ortak fikri künefesiyle meşhur Hatay oldu....

En son Paris'e giderken havaya uygun giymediğim için yaşadığım hayal kırıklığından sonra artık ne zaman yurt dışına çıksamhttp://www.accuweather.com/ dan gideceğim yeri kontrol ederim. Hatay'a gitmeden önce uygun giyinmemiz için saat saat hava durumunu öğrenip yanımıza yağışlı olma ihtimaline karşı yağmurluk ve şemsiyelerimizi aldık.
Böylece hemen biletimizi aldık ve sabah 05.40 Pegasus uçağıyla Hatay'a indik. Havaalanını açıkçası biraz daha prefabrike ya da bakımsız beklerken resmen Avrupa standartlarında müthiş mimari çizgileri olan gayet modern bir yerle karşılaştık. Ama tek karşılaştığımız şaşkınlık bu olmadı alandan çıkıp taksilere doğru yürürken yağmur birden çiselemeye başladı ve kara bulutlar resmen tüm gün yağacağını gösteriyordu. Ama on dakika yağdıktan sonra sanki bir mucize oldu ve yağmur tamamen kesildi, güneş şöyle bir süzüldü gökyüzünde:)))

Hava alanı çıkışında şehre gitmek için iki mantıklı seçeneğiniz var; ya Havaş'a binip kişi başı 18 lira ödeyeceksiniz, ya da kalabalıksanız taksilere binip kişi başı 10 liradan toplam 40 liraya gideceksiniz. Taksilere dolmuş mantığıyla başkaları da binerse gayet ucuza geliyor.
Hatay Havaalanından Antakya'ya gitmemiz aşağı yukarı 15 dakikamızı aldı. Taksi şoförüne sabah kahvaltısı için geleneksel bir yer sorunca bizi ''Leban'' isimli eski bir konağa getirdi. Henüz daha kimse yokken, hatta mekan sahibi bile daha yeni kapıyı açmışken biz içeri girmiş olduk. Sabah kahvaltısı tamamen Hatay usulü oldu. Kırma zeytin, humus, tuzlu yoğurt,bakla ezmesi, çeşit çeşit Hatay peynirleri ve sıcacık ekmekle birlikte tıka basa yedik. Daha sonra şehri turlamak ve tarihi yerler görmek için rehberimizle yollara koyulduk. Hatay'da birbirinden farklı rotasyonlarda çok önemli tarihi yerler var. Her birine tek tek gitmek hem in-bin, taksi bul zaman kaybı hemde bilen birinin size ayrıntılı anlatması daha tatmin edici oluyor. Biz rehberimizle yol-araç dahil olmak üzere 200 liraya anlaştık.
İlk rotamız dünyada mozaik bakımından ikinci büyük müze olan Hatay Arkeoloji Müzesi oldu. Ancak Pazartesi günleri diğer müzelerde olduğu gibi burası da kapalıydı!!!Senelerdir bu işi yapan rehberimizin bu ufak! ayrıntıyı atlaması da ayrı bir konu oldu.... Daha sonra Samandağ'a gittik. Samandağ hatırlarsanız acı biberiyle meşhur ve Mesut Yar'ın Samandağ biberiyle zayıflamasının ardından bayağı bir meşhur oldu.. Ermeni köylerine gittik. Ermeni köyleri o kadar bakımlı, çiçekler içindeki gördüğüm ve bildiğim pek çok köye benzemiyordu. Burada Meryem Ana kilisesi'nin içinde yerel halkın yaptığı ev yapımı reçeller, nar ekşisi vs. satılıyor. Özellikle ceviz reçeli muhteşem lezzetliydi..
Diğer görülmesi gereken yerler: St.Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Antakya Kalesi, Titus Tüneli,Harbiye Bölgesi, Uzun Çarşı, Savon Oteli...
Eminim bizim es geçtiğimiz ama mutlaka görülmesi gereken daha bir sürü yer vardır. Biz günübirlik turcu olduğumuz için daha çok yemek ve alışverişe kaydık. Ama bu sene inşallah Hatay'lı bir arkadaşımızın misafiri olarak tekrar gitmeyi planlıyoruz.

Aslında sadece Hatay değil günü birlik turlarımıza diğer güzel şehirlerimizden de devam edicez. Şimdilik aklımızda önce Gaziantep var, eğer aranızda Antepli okuyucularım varsa tavsiyelerini bekliyorum şimdiden:)) 

1 yorum:

Hatice baykan dedi ki...

Merhaba :))
Öncelike blogunu yeni keşfettim ve gezerken Hatay ziyaretine rastladım keşke daha önce okusaydım ben de Hatay merkez de olmasa da İskenderunda yaşıyorum..Gelin yine gelin bekleriz yeriz içeriz gezeriz..

Blog Widget by LinkWithin