30 Nisan 2010 Cuma

Yaşasın Cuma Geldi!!

4310929942_0a232d94b9_o

Bit Pazarına Nur Yağdı! Muhteşem Vintage Gece Elbiseleri

Vintage sever misiniz ya da merakınız var mı bilmiyorum ama ben modacıların artık bir çeşit kısır döngü içine girdikleri için sürekli geçmişe dönüp esinlendiklerini düşünüyorum. Aşağıdaki bu elbiselere bakınca eminim sizde aynısını düşüneceksiniz. Neredeyse hepsi 50-60 senenin öncenin modelleri ama pek çoğu şimdilerde yeniden ısıtılıp bizlere ''ne kadar orjinal'', ''tasarım harikası'' diye sunuluyor. Neyse siz onu bunu bırakın da bu güzelim elbiselerin tadını çıkarın, şimdilik iki bölüm halinde sunmayı düşünüyorum bu konuyu çünkü baya bir derleme yaptım. Bende bu cicilerin pek çoğunu arşivime ileride tekrar bakmak ve iç geçirmek için kaldırıyorum...
gece vintage9
gece vintage8
gece vintage7
vintage gece2
vintage gece1
1stdibs

27 Nisan 2010 Salı

Zincir Boncuklu Renkli Küpe

Bir süredir yeni yaptığım takıların fotoğraflarını çekemedim ve çok fazla birikme oldu. Zaten bu düğün telaşı sebebiyle tasarımlarımı sergilediğim diğer bloğum cicinin dükkanı yla da ilgilenemedim. Baştan savma işleri sevmediğim için, aceleye getirmemek adına aldığım siparişlerimi de ertelemek zorunda kaldım. Ama uzun zamandır bahsettiğim kuzenimizin düğünü dün gerçekleşti.Ve bende nihayet işlerime biraz daha vakit ayırabilirim. ((Elbisemi merak edenler için de zaman bulduğumda fotoğrafı mutlaka eklicem))
Şimdi arşivimde bulunan bu küpeyi eklemek istedim. Yapımı da inanılmaz basit, eğer evde malzemeleriyle denemek isteyenler olursa hem bunu hem de diğer modelleri bana sorabilirler seve seve anlatabilirim.
Sevgiler
Renkli boncuk

Bu Yaz Elbiselerinin Hepsi Çoook Güzel

Şu an İstanbul'da hava ne kadar rüzgarlı ve serin olsa da içim bir an önce yaz olsa da güzel güzel giyinsek diyor:)) Yaz demek zaten pek çoğumuz için tatil, kum ve güneş demek. Hele ben bir tatil delisi olarak yazın gelişine çok seviniyorum. Daha keşfedecek çooook yer var... Aslında bir de gezi ve fotoğraf bloğumu açsam diyorum ne dersiniz:)
Benim gibi düşünenler varsa onlar için harika markanın giysilerini tek tek derleyerek hazırladım. Barbarella Vintage isimli bu marka hem şık hem de bir hayli feminen tasarımlar hazırlıyor. Ben arasından gözüme kestirdiklerimi arşivime ekledim.
barbarella6
barbarella5
barbarella4
barbarella3
barbarella3
barbarella2
barbarella1

23 Nisan 2010 Cuma

Fazla Sporda Böyle Yapıyor İşte!

Sağlıklı yaşamak, dengeli beslenmek, spor yapmak her birimizin aslında uzun ve kaliteli yaşamamız için gerekenlerden biri. Ama bazen kantarın topuzunu kaçıranlar da oluyor. Sex and the City'nin yıldızı Sjp da spor işini fazla uygulamış olacak ki kolları baya bir kaslı ve maskülen görünüyor.
muscular

Savulun Hippiler Geliyor!

Bunu çevremdekiler kim bilir kaç kez duymuştur bilmiyorum ama eğer 60'larda yaşıyor olsaydım büyük ihtimalle bende o hippilerden biri olurdum. Bol paça pantalonlar, renkli giysiler, kocaman gözlükler, takılar... Sadece bu açıdan bakında oldukça şirin görünüyor değil mi? İşte hippi modası yeniden gündeme geliyor olmalı ki, böyle büyük bir çekim yapılmış. Çekimler oldukça başarılı, fotoğraflar süper ve tüm o moda detayları ise harika...
hippi5
hippi4
hippi2
hippi1

Böyle Büyük ve Manzaralı Ev Herkese Nasip Olsun

Herkesin hayalidir büyük ve manzaralı bir evde yaşamak. Bu evse görünen o ki her ikisine de sahip:)
5
Böyle bir manzarayla yattığınız yerden denizi görebilir, aynı zamanda dalgaların sesini duyabilirsiniz
1
Evinizin kapısı böyle bir denize açılıyorsa belki de deniz kenarındaki bu masada oturup çay içmek istersiniz
3
Akşama doğru deniz kenarı biraz serinleyince salonun bir köşesindeki kış bahçenizde oturup,derginizi okuyabilirsiniz.
2
7
Mutfaksa bu renklerle öyle cici ve sade görünüyor ki..
6
Az kalsın bahsetmeyi unutuyordum dışarıda bir de minicik bir bahçe ve salondan denizi seyredebileceğim kocaman bir pencere var:)
4
the battery

22 Nisan 2010 Perşembe

Düğün Ayakkabısı Modelleri ve Ayakkabıyı Bulabileceğiniz Bazı Adresler

Geçen sene bu zamanlar bende evlilik telaşında bir oraya bir buraya koşturup duruyordum. Koşturmaca arasında beni en çok yoranlardan biri de ayakkabı seçimi olmuştu. Bütün gün ayakta duracağımdan topukluların beni rahatsız edeceğini varsayarak babet gibi rahat bir ayakkabı mı seçsem, yoksa eşimin uzun boylu olması sebebiyle yanında kısa kalmamak için topuklu mu giysem diye gittim geldim. Ve nihayet kararım, topuklu ama çok rahat bir ayakkabıdan yana oldu. Ve bu kararımdan da hiç bir şekilde pişmanlık duymadım, gecenin sonunda hala ayaklarım beni eve götürecek kadar iyi durumdaydı:))Bu yüzden bence düğün ayakkabınızı önceden alıp bir hafta süreyle deneyin ve gerçekten rahat mı değil mi görün. Nasılsa bir gecelik, hiç birşey olmaz demeyin, çünkü ben böyle düşünüp de beni gecenin sonunda ağlatma noktasına getiren ne ayakkabılar gördüm...Her zaman işinizi sağlama alın ve en önemli gecenizi ihtimallere teslim etmeyin...
Eğer ayakkabı konusunda nereye gitsem ne yapsam diye büyük bir kararsızlığa düştüyseniz İstanbul'da oturan gelin adayları için bazı adresler verebilirim. Nişantaşı ve Suadiye'de şubesi olan Canes özellikle gelin ve abiye ayakkabıları konusunda bir hayli iyi...Yine pek çok yerde şubesi bulunan Kemal Tanca; Gencallar mağazası, Kadıköy'de Boğanın hemen karşısındaki Ayakkabıcılar Çarşısı içindeki mağazalar ve Nine west...
İşte bunlar da benim seçtiğim modeller...
düğün ayakkabısı1
düğün ayakkabısı2

21 Nisan 2010 Çarşamba

Tırnaklarda Dantel Modası

Tırnaklarınızda sürekli aynı rengi kullanmaktan bıktınız mı? O zaman sezona biraz çılgın ve farklı bir uygulamayla girin. Tırnak ölçülerinizde kestiğiniz minik dantel parçalarını şeffaf cila ojeyle tırnağınıza tutturabilirsiniz.
Dantel tırnak1
Dantel tırnak2
Dantel tırnak3

Saçlarda Yandan Örgü Modası

İlk Blake Lively, Emmy Ödül töreninde yaptığı örgüyle takıldı gözümüze, ardından Alexander Wang ve Miu Miu defilelerinde mankenler uzun saçlarını yandan örerek çıktılar karşımıza. Ve şimdi artık yandan örgü, ''okul kızı'' kavramından öteye giderek günlük hayatımıza karıştı. Ve ben lisede bile yapmayı reddettiğim bu saç örgülerine eskisi gibi uzak bakmıyorum.
yandan örgü2
yandan örgü3
Yandan örgü1

19 Nisan 2010 Pazartesi

Sabolar Raptiyeyle Nasıl Süslenir? Evde Çakma Chanel Sabo Yapmanın İncelikleri:)

İspanya alışverişinde en çok sevindiğim şeylerden biri de bu sabolar oldu. 12 euroya (yaklaşık 25 lira) aldığım bu cicileri eve dönüşte biraz süslemek istedim. Kırtasiyeden aldığım bu raptiyeleri sabonun kenarlarına direk tutturdum ve ortaya bu çıktı. Ben çok beğendim siz de herhangi bir ayakkabınızın kenarlarına ya da topuk bölümüne bunu deneyebilirsiniz. Fotoğrafları biraz alışveriş sitesi havasında çekmeye çalıştım. Bakalım beğenecek misiniz?
Bu ilk orjinal hali;
sabo2
Bu da operasyon sonrası hali;
sabo1
sabo3

Saboların Geri Dönüşü!

Saboları hatırladınız mı? Hani bir ara nasıl da modaydı...Özellikle tahta olanları giyip takır takır ses çıkararak yürürdük:) Sonrasında ise gözden düştüğüne karar verince birden ortadan kaldırdık. Ama sabolar küllerinden yeniden doğdu ve şimdi çook moda. En son Chanel defilesindeki sabolara burada yer vermiştim. Şimdi Louis Vuitton'dan tutun, Miu Miu'ya kadar pek çok marka sabolarıyla gündemde. Alexa Chung'da saboları en çok sevenler arasında.
sabolar2
sabolar

Benim Objektifimden İspanya

1
2
45
67
9
8
912

18 Nisan 2010 Pazar

İspanya'ya Gidenler İçin Altın Değerinde Tavsiyeler

Daha önce İtalya'ya gitmek isteyenler için tavsiyelerimi burada yazmıştım. Şimdi bir benzerini İspanya için yapıyorum:) Çünkü bende dahil olmak üzere bir ülkeye, bir şehre gitmeden evvel daha önce gidenlerin yaşadığı deneyimleri bilmek gerçekten çok faydalı oluyor. Haydi o zaman başlayalım İspanya'yı keşfetmeye.
İspanya gerçekten çok renkli insanların ve yaşamların buluştuğu bir ülke...Daha önce üniversitede Erasmus (öğrenci değişim programı) kapsamında İspanya'ya gitmeye karar vermiş, okulu ve yurdu bile ayarlamışken son anda ailemi bırakıp gidememiştim. Ama çok sevdiğim için ileride giderim diye İspanyolca eğitimi almıştım.Bu yüzden oraya gitmeden önce yanıma ek olarak kapsamlı bir konuşma kitabı aldım. ''Aman ne işime yarar, nasıl konuşurum ki'' demeyin sakın, gerçekten böyle konuşma kitapları alışverişlerde, otellerde, restaurant ve kafelerde fena işe yarıyor. Ama benim gibi işi abartıp öyle full özgüvenle, elinizdeki kitaba güvenip soru sormayın, çünkü sorunuza karşılık verdiklerinde yüzünüzde koca bir kitlenme ifadesi olabilir:))

Ulaşım: Eğer şehir merkezine yakın bir yerde konaklıyorsanız işiniz çok kolay. Mutlaka ve mutlaka toplu taşımayı ya da metroyu kullanın. Çünkü taksiler euro üzerinden ücretlendirildiğinden inanılmaz pahalıya geliyor. Eğer bizim gibi araba kiralayacaksınız ise mutlaka önceden size sunulan kaskoları vs. alın. Çünkü İspanya'da araç kullanmak tek kelimeyle kabus gibi...Bir kere adımını attığınız her yerde trafik ışıkları var ve mutlaka iki dakikada bir kırmızı ışıkta beklemeden ilerleyemiyorsunuz. Park edecek yer bulmak ise kesinlikle zahmetli. Her yer yasak ve ceza kesiliyor. Kapalı garajların bir günlük ücretiyse en az 15 euro'dan başlıyor. Türkiye'yi park konusunda çok aradık vallahi.
Benim size tavsiyem mutlaka şu iki katlı şehir turu attıran otobüsleri kullanmanız. Kişi başı 17 euro ödeyerek tüm şehri gün boyu gezebiliyorsunuz.

Yeme-İçme: Diğer Avrupa şehirlerinde olduğu gibi burada da domuz eti bizi fazlasıyla zorladı. Siz de domuz etinin İspanyolcasını mutlaka öğrenip siparişlerinizi öyle verin. Çünkü pek çok yerde çalışan garsonlar İngilizce bilmiyor.
İspanya'nın meşhur paellası ve tapas ını yemeden sakın gitmeyin. Paella, bizim Türk usulü pilavın biraz daha cıvığı oluyor ve neredeyse risotto yu andırıyor. Etli, tavuklu ve deniz mahsullü çeşitleriyle güzel bir yemek. Tapas ise yine bizim bildiğimiz Türk işi meze kavramı. Tapas'ında farklı çeşitleri oluyor. Zeytinyağlı-peynirli, patatesli yumurtalı, sardalyalı, ıspanaklı vs... Aslında İspanyollar gelip bizim güzelim zeytinyağlı barbunyalarımızı, şakşukalarımızı, beyaz peynirlerimizi, haydarilerimizi falan yeseler, utanıp bir daha tapas mapas diye hava atmazlar:)
Birde kahvaltı kültürleri yok bizler gibi. Bizim gibi reçeller, kaymaklar, ballar, beyaz peynirler, salatalık domatesler yok kahvaltılarında. Ama Madrid, Gran Via'da bulunan La Pain'deki kahvaltı muhteşem ekmek ve reçelleriyle unutulmazdı.

Görülmesi Gereken Yerler: Uzun uzun anlatmayacağım ama ana noktaları söylemek gerekirse; Granada'daki Elhamra Sarayı, Madrid'deki Prado Müzesi, Cordoba'daki Kurtuba Cami, Sevilla'daki Alcazar Bahçeleri ve Katedral, Ronda'daki muhteşem kaya oyukları, Toledo'daki Katedral gidipte turistik olarak görülmesi gereken yerlerin başında.

Alışveriş: Eğer siz de benim gibi İspanya'ya gitmeden önce burası Zara, Mango, Desigual, Massimo Dutti'nin ana vatanı, ''çılgın gibi alışveriş yaparım'' düşüncesindeyseniz biraz hayalkırıklığı yaşamanız mümkün. Çünkü diğer Avrupa kentlerinde olduğu gibi euro hesabı yaptığınızda herşey dehşet pahalı geliyor. Ama en az bir 10-20 lira daha ucuz olduğu da doğru... Benim için en güzel alışveriş kaynağı H&M'ler, küçük köşe başı dükkanları ve yerel ürünler satan mağazalar oldu. H&M'ler inanılmaz büyük ve çeşitliydi. Daha önce İtalya'dakine de gitmiştim ama bu kadar çeşit ve ucuzluk görmemiştim. Herşey hem ucuz hem de süper modeller var. Birde arkadaşımla ultra şık bir mağazanın önünden geçerken ''yok ya burası da çok pahalıdır kesin'' diye düşünüp sadece göz atmak için girdiğimiz Dayaday isimli mağaza bizi şok etti. Türkiye'de en az 30-40 liraya satılan kalitedeki saç bantları, tokalar 5-6 euro civarındaydı. Çantalar, takılar, şallar herşey çok çok güzeldi...
*İspanya'dan hediyelik ne alınır diye sorarsanız ise ilk cevabım yelpaze olur. Çok güzel ve çeşitli yelpazeleri var buranın, ama fiyatlar yelpazenin kalitesine göre 2 eurodan başlayıp 1000 euro'ya kadar çıkabiliyor. Minik flamenko ayakkabıları ve şalları yine alınası hediyeler arasında...
Bir de bizim buranın YKM, Boyner benzeri ama inanılmaz büyüklükteki El Corte İngles mağazalar zinciri var. İspanya'nın hemen hemen her şehrinde görmeniz mümkün.
*Kaldığınız otelden şehir içinde bulunan outletlere nasıl gidebileceğinizi de sorabilirsiniz. Tıpkı bizde de olduğu İspanya'da da iyi markaların bulunduğu outletler var.

İspanya'da Yaşam: İspanyollar Akdeniz kanına sahip olmalarından mıdır nedir ama bize fiziksel olarak çok benziyorlar. Yoldan geçen beş kişiden birini mutlaka tanıdığınız birilerine benzetebilirsiniz. Ama İspanyollar bizdeki gibi birbirlerine yan yan bakmıyor, ne giymiş diye incelemiyor ya da kaba davranmıyorlar. Herkes sadece kendi işiyle gücüyle ilgileniyor. Ama kesin kanım İspanyol kadınları rengi ve giyinmeyi seviyor. Özellikle kırmızı her kadının ya aksesuarında ya giyiminde bir yerinde mevcut bir renk. Ve bu inanılmaz hoşuma gitti, bizler nedense klasik renklerin baskısı altına girmişiz ve yeni renklere kapalıyız. Bende bu sayede döndüğümden beri renkli giyinmeye başladım.
*İspanyada inanılmaz bir nüfus patlaması var. Çocuksuz ya da hamile olmayan genç kadınlara rastlamamak mümkün değil. Ama çocuklarına verdikleri terbiyeye hayran kaldım, o kadar çocuktan birini de ağlarken görmedim, sessizce annelerinin babalarının yanında geziyorlar.
Bir de her köşede tiyatro ve müzikaller için büyük büyük salonlar var. İnsanlar sinemadan çok tiyatroya ve müzikallere gidiyorlar. Gerçekten bu yönlerine de çok özendim.
*İspanya'ya gelmişken Flamenko izlememek mümkün mü? Ronda da çok şirin bir yerde müthiş bir Flamenko şovu izledik. Dansçıların o güzelim renklerdeki kabarık elbiseler içinde dans edişini izlemek süperdi. Öyle dans edebilmeyi de çok isterdim açıkcası..

Hikayenin sonu: İspanya gördüğüm ülkeler arasında en iyiler arasına girmeyi hakeden bir ülkeydi. Eğer gitmekte bugüne kadar tereddüt ettiyseniz birinci ağızdan ben gidip görmenizi şiddetle tavsiye ederim.

17 Nisan 2010 Cumartesi

Renklerin ve Flamenkonun Buluştuğu Bir Ülke:İspanya

Dünyada gezip görmek istediğim yerlerin başında olan İspanya'ya, geçen hafta arkadaşlarımızla birlikte gitme fırsatını yakaladık. Bu arada bir hafta gönderdiğiniz mail ve yorumlara cevap veremediğim için kocaman özürler ama yine burdayımmm... Bu gezinin biraz daha unutulmaz ve farklı olması için bilinen İspanya turlarından ziyade daha maceralı bir tatil planı ayarladık. Madrid'den başladığımız yolculuğumuz Toledo, Cordoba, Sevilla, Malaga, Marbella, Ronda ve en son olarak da Granada ile devam etti.
Ve dolu dolu geçen koca bir hafta dün akşam sona erdi. Gelişimiz ise yolculuktan da maceralı oldu. Çünkü İzlanda'da patlayan volkan Avrupa'nın pek çok noktasına olan uçuşları iptal ettirmişti. İnsanlar bavullarıyla havaalanında yerlere uzanmış evlerine gidebilmek için çaresizce bekliyorlardı. Frankfurt aktarmalı uçağımızda iptal edilen uçuşlar arasındaydı. Ama şans eseri, konuştuğum Lufthansa yetkilisi süper bayan, elinde İstanbul'a kesilmiş direkt uçuş biletlerimizle yanımıza gelince milli piyango kazanmışcasına sevindik. Önce biletleri çıkarıp verdi ve ardından bize sıkıca sarılıp bol şans diledi. Şimdi o bayanın adını soyadını almadığıma gerçekten çok pişmanım...
Neyse daha çook macera ve hikaye var anlatacak...Çünkü İspanya o kadar büyük, o kadar canlı o kadar renkli bir ülke ki hakikaten bahsedecek çok şey var. Ama gitmek isteyen ya da gidip gitmeme konusunda kararsız kalanlar için mutlaka önemli notlarım var:)
Şimdi bu büyülü ülkede objektifime takılan bazı fotoğraflara bir göz atın derim ben.

*Bu ilk fotoğrafta Kurtuba Cami var. Daha önceleri Emevi sultanının emriyle cami olarak inşa edilmişken, daha sonrasında yönetimin değişmesiyle kilise haline getirilmiş. İçerisi ise inanılmaz derecede mistik ve ihtişamlı. Ama ne yalan söyleyeyim böyle özel bir caminin sonrasında kilise haline gelmesi biraz içimi cızlattı.
İkinci fotoğrafta ise Madrid'teki bir sokak ressamının tual çizerkenki görüntüsü var. Madrid o kadar eğlenceli bir şehir ki sokak satıcıları, jonglörler, ressamlar, keman, gitar çalanlar hepsi şehrin sokaklarını renklendiriyor.
spain1
*Bu tokmaklarda Granada'da El Hamra Sarayı'nın duvarlarına ait. Yapımından yüzyıllar geçmesine rağmen hala gösterişli duruyor.
spain5
*Bu fotoğrafsa Madrid'teki Prado Müzesi'nin hemen karşısında duran bir kiliseye ait.
spain4
*Ve işte İspanya gezisinin sanırım en önemli olaylarından biri; Madrid'ten Kordoba'ya giderken yolda gördüğümüz daha bir kaç dakika kadar önce yeni doğan bu minik kuzucuklar. Annesi, doğum yapmak için sürüden ayrılıp sessiz bir yere gelmiş ve onları beslemeye çalışıyordu. Hayatımda hiç yeni doğmuş bir canlı görmediğimden o kırmızı ve minik halini görünce çok şaşırdım ama buna tanık olmak gerçekten inanılmazdı.
spain6
*Bu fotoğraf ise Toledo'nun en yüksek noktalarının birinde karışık şehir hayatının içinde gördüğüm bir evin çatısı...Muheşem bir manzarası olduğuna bahse girerim:)
spain3
Bu iki fotoğrafta yine Madrid'de çekildi.İkinci fotoğraftaki şirin kırmızı giysili kızsa, bana Schindler'in Listesi'nde ki kırmızılı kızı hatırlattı. İspanyada'ki bıcırıklar nasıl şık, nasıl şirin giyiniyor inanamazsınız. Hepsi renkli renkli ve kızların kafasında mutlaka kocaman bir kurdele oluyor. Allah'ım çok cici görünüyorlardıııı:)
spain2
Blog Widget by LinkWithin